HALT

HALT

Ünye gündemini iki haftadır meşgul eden münferit bir olayı görmemek ve duymamak için elimden geleni yaptım.

Fakat artık dayanamıyorum.

Bu mevzu ile ilgili birkaç kelâm etmek farzı-ayın oldu.

Konumuz Süleyman Demirci’nin maksadını aşan cümlesidir.

Her insanın yaratılıştan gelen bazı hasletleri vardır.

Kimisi çoğu zaman hak ettiği halde, olması gereken yerde değildir.

Ve kimisi de olduğu yeri, bulunduğu konumu ve sahip olduğu statükoyu asla hak edecek durumda da değildir.

Bu tür halet-i ruhiyeye sahip olan insanların onbaşılıktan yukarı rütbe almaması ve her ne yapıyorsa mümkün mertebe en alt seviyelerde kontrol altında tutulması kaçınılmazdır.

Yoksa böyle içinden çıkılamayacak işlere duçar olunabilecektir.

Süleyman bey’in ettiği söz yenilir yutulur cinsten değildir.

En ağır ceza olarak partiden atılması, küçücük olan ve herkesin birbirini tanıdığı Ünye şehrinde insan içine çıkamamakla verilmiştir.

Ve bana göre de kâfidir.

Buradan sonra verilecek ceza idamdır.

Eh, idam cezası Abdullah Öcalan’a bile uygulanamadığına göre Süleyman bey’e uygulanırsa ayıp olur.

Fakat asıl konuşulması gerekenler güme gitmektedir.

Birincisi;  “HALT” sözleri teşhir eden gazetecinin birileriyle kişisel kavgaları var mıdır?

Bazı büyükbaşlar tarafından gaza getirilmiş midir?

Bazı beklentileri olmuş mudur? Ya da olacak mıdır?

Bunları bilemiyoruz.

İkinci husus; CHP Ünye’li yöneticilerin suç duyurusunda bulunacağı açıklamasını okuduğumda hep dumura uğradım.

Çünkü bu günlerde “Benim adım Kemal” diyen Kılıçdaroğlu, Milli eniştemiz Deniz Baykal, Milli yengemiz Nesrin Baytok ve kameraman-kumpasçı İklim Bayraktar’ın karıştığı, şantajlar içeren ve uçkurlu mevzular bırakın Türkiye’yi dünyayı sarsarken, bu arkadaşlarımızın Süleyman Demirci hakkında böyle bir karar almasına kargalar bile gülemediler.

(Gittim baktım kargalar hakkaten gülmediler yaw! Halbusi komikti!)

Çünkü tencere dibin kara seninki benden daha zifiri katran olmuş durumda.

Bence bu konuda en son yorum yapması gereken bu partinin temsilcileridir.

Geldik son kısma.

Allah için bu yazıları okuyan herkese soruyorum; siz hiç en önemli arkadaşlarınıza, ailenize, anne ve babanıza ve hatta birçok kutsal şeylere bırakın bu türde bir eleştiriyi hiç kötü söz söylemediniz mi?

Birisine kızdığınız zaman diğer arkadaşınızın veya bir grubun içerisinde onlara ağza alınmayacak hakaretlerde hiç bulunmadınız mı?

Demek ki insanoğlu sonradan pişman yiyeceği birçok hatayı geçici bir anlığına da olsa patavatsız ve sorumsuzca ikrar edebiliyor.

Kaldı ki sanal âlemde sohbeti kimlerle yaparsınız?

Kendi arkadaşlarınız ve kendi özellerinizle.

Buradan insan ne düşünüyorsa (yanlış-doğru) ifade etmesi kamuoyunu ne kadar etkileme hakkı olabilir ki?

Ve peki size son bir soru olarak şunu sorayım;

Süleyman Demirci kimdir?

Bir Valimidir?

Belediye Başkanı?

Milletvekili?

Çok üst düzey bir bürokrat?

Veya bir partinin genel başkanımdır?

Tabiî ki hiç birisi değil.

Sadece siyasi bir partinin küçük bir ilçe teşkilatında yönetim kurulu üyesidir hepsi bu.

Yani adama kızıyor musunuz yoksa reklamını mı yapıyorsunuz anlamış değilim.

Aynı şeyler belediye özel kalem müdürünün aşna fişne “halt”larında da yapılmıştı.

Üstelik müdürlük makamında değil geçici işçi statüsünde birisiydi.

Haa bir dakika!

Yoksa siz bu basit görevlerde bulunan, bu sözleri ve bu davranışları ortaya koymayı başarmış cahiller yüzünden AK PARTİ’yi mi dövmeye çalışıyorsunuz?

Tabii yaa… Nasılda anlamamışım!

Ama bu yanlış!

Bu malzemelerden cacık olmaz!

 

Yorum Bölümü