KATLİAM GÜNLERİ

11.01.2002

KATLİAM GÜNLERİ

Özlediğimiz kış olanca gücüyle geldi. Bekliyorduk çünkü son yıllarda yeterli yağmur ve kar eksikliği nedeniyle topraklarımız ve barajlarımız suya hasret kalmıştı.

Yağan yağmur ve kar ile birlikte, barajlar doldu toprak suya kandı.

Tarım alanlarına düşen kar, toprağa bir doping etkisi yaptı. Kısacası doğa olağan sürecine devam ediyor. Ancak doğanın bazı dengelerine yapılan eylemler hariç! O denge ise bilinçsizce yapılan avlanmalardır.

Bu soğuk kış günlerinde, aç kalan ve üşüyen hayvanları katletmek çok kolay oluyor.

Katletmek diyoruz çünkü uçan hayvancıklar açlıktan zaten kendiliğinden hedef oluyor.

Bizim cengaver ve mert! Avcılarımız bu hedefi tabi ki af etmiyorlar.

Ne yazık ki av ihtiyaçtan çok zevk haline dönüştürüldü. Öylesine ki kargaları bile zevk için öldürüyorlar. Biz böylesine bilinçsizce avlanma sonucunda tilki ve porsukları bitirdik, sonucunda ise yaban domuzlarının çoğalmasını sağladık. Ve yaban domuzlarıyla şu an tarım bitkilerine zarar verdikleri için mücadele ediliyor.

Dengesini bozduğumuz o kadar şey var ki bizim bölgemizde tavşan, yaban keçisi vardı artık onlar yoklar. Şu an elimizde bir tek çulluk, karatavuk gibi küçükbaşlı uçan hayvanlar kaldı. Böyle giderse onları da bitireceğiz ve sonrasında kuşlar olmadığı için böceklerle biz mücadele edeceğiz.

Denizlerde ve tatlı sularda durum çok farklı değil. tatlı sularımızda insanlarımız öylesine akıl almaz metotlara başvurdular ki dehşete kapılmamak elde değil.

Örneklerden bazıları; derelere kireç atmak sulara elektrik vermek, zehir atmak, dinamit patlatmak vs. yakalamak istenilen balıkları anladık ama o yavrular ve yumurtalar da maalesef katlediliyor.

Denizlerde ise sadece az da olsa yeterince hamsi ve mezgit kaldı gibi. Birkaç yıl sonra onları da bulmak iyice zorlaşacaktır. Nedeni ise yasak olduğu zamanlarda ve insaf dışı av yapmak metotları tabiki.

Bütün bu olanlar elbette kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Gerek tarım ve gerekse orman işletme müdürlükleri güvenlik ekipleri ile birlikte yoğun çaba gösteriyorlar. Ancak ne kadar çaba olursa olsun yine önünü alamıyorlar. Yasak ve para cezaları caydırıcı olamıyor.

O halde iş yine bize düşüyor. Biz gördüğümüzde uyaracağız ve ilgili birimlere haber vereceğiz. İlgili idareler ise, av tüfeği ve diğer avlanma malzemelerinin alımını kolaylaştırmamalı ve tezkereyi belli bir sınavdan geçirerek verebilmeli.

Unutmayalım ki bu dünya sadece insanların değil hayvanlarındır da.

Yine unutmayalım ki hayvanların olmadığı ekolojik dengesizlikte insanlar zaten olmayacaktır. Aman avcı vurma beni… ben yürekten yaralıyım…