VETO

VETO
Öncelikle cinnet vatanımın tüm kurum ve kuruluşlarını candan tebrik ediyorum.
Ortalama her hafta olağanüstü bir gündem meydana getirmekte üstümüze kimse yoktur.
Kriz çıkartmada, kuyuya birisinin taş atıp aynı taşı70 küsur milyonun çıkartmaya çalışması, her durumda olduğu gibi istimlerin de sonradan gelmesi herhalde sadece bize mahsus bir özelliktir.
Benim en çok üzüldüğüm nokta ise bu tür incik boncuk tadında salvolardan, ceviz kabuğunu doldurmayacak hamleler yüzünden gerçek gündemimize dönemiyoruz ve doğru adımlar atamıyoruz.
Yurdum insanına şeytan kovalatmaktan abdest almasına fırsat vermiyorlar vesselam.
Konumuz YSK’nın, seçimlere bağımsız katılma kararı alan BDP milletvekili adaylarının bir kısmını veto etmesidir. (Ortalık yıkılıp döküldükten sonra bu kararı değiştirdiler)
Tabi bu durum BDP’nin ekmeğine çokokrem sürdü.
Başarısız olacakları seçim için bahane yaparak taraftarlarını sokağa döktüler.
Edilen veto Türkiye gündemini hayli meşgul etti ve her kesimde tartışmaların zirvesine yerleşti.
(Unutmadan şu an Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ı da veto etmişlerdi.
Sırf veto etmeyle olmuyor demek ki!)
Nedir bu veto? Nasıl çağırılıyor? Yenilir mi? Sabaha mı bırakılır?
Meğer veto aslında anayasal bir hakmış. (Bilmemek ayıp değil veto etmemek ayıptır)
Yetki verilen kurumlar bu haklarını yine anayasal çerçevede kullanabilirlermiş.
Bu hakkın en hakiki hakkını eski cumhurbaşkanlarından A.Necdet Sezer vermiş.
(Asfalt ağlamış be!)
Öyle ki 12 Eylül darbesinin mimar Sinan’ı Kenan Evren’i bile ikiye katlamış. (Evren o aralar ustalık derecesindeydi)
Tabi benim aklım halen daha meclisin, yani halk iradesinin, yani kahir ekseriyetin, yani seçilmiş temsilcilerin kararlarını bir ya da birkaç kişi neden, nasıl veto edebiliyor sorularıyla iştigal etmektedir.
Uyumaya çalışırken bile bu vetoları çitlerden atlatamamaktayım dostlar.
Bu sadece ülkemizde değil dünyada da böyle olduğunu hatırladım birden.
Güçlü ve zorba ülkelerin bol veto hakları var.
Örneğin birleşmiş milletler İsrail aleyhinde bir karar alsa ve bu kahir çoğunluk olsa bile geçmeyebiliyor.
Çünkü ABD veto etmiştir. (Veya 4 ülke daha)
Hâlbuki dünya ulusları bir kurum oluşturmuş ve alınan tüm kararlar dünyayı ilgilendiriyor.
İlginç olan şey ise o kadar yığınla dünyalıların kararları 5 demirbaş ülkeyi geçemiyorsa orada neden bulunuyorlar? Orada başka ne yapabiliyorlar ki?
Her yerde kural şu mudur?
Güçlü azınlık, güçsüz azınlıktan fazladır!
Onlar daha fazla konuşma hakkına sahiptir!
Ve dolayısıyla güçsüz millet, gereksiz millettir!
Aklım ermiyor tabi. (Cehalet zor zanaat)
Şimdi kalkıp Amerika’yı hizaya sokacak halim yok.
Ben düşündüm taşındım bu vetoyu daha geniş yelpazede kullanmaya başlayabiliriz.
Ben önereyim siz beğenirseniz uygulayın, beğenmezseniz yine uygulayın.
🙂
Annesi çocuğuna; “Çocuğum üzme beni! Veto ettirme kendini bana!”
Okulda öğrenci; “Öğretmenim Necdet beni veto ediyor, şuna bir şey der misiniz?”
İki kadın aralarında sohbet ederken; “Ay şekerim ben bu adamı veto ederim vallahi”
İki insan tartışma esnasında iş kavgaya varırsa, “ya arkadaşım beni hasta etme! Seni bi veto ederim görersin gününü!
Mafyaları da unutmamak lazım; “Bak koçum, seni çok fena veto ederim!
Vücut kimyan şaşar Allah’ıma”
Önerilerinizi bekliyorum.
🙂

 

Yorum Bölümü