Tarak

TARAK
Ünye çevreyolunu yapan taşeron firmanın mali krize girdiği, işçilerin birkaç aydır maaş alamadığı ve bu yüzden de işlerin yavaşlatıldığını-durdurulduğunu öğrendik. Zamanlanan günlerden daha ileri tarihlere (bu günlere) sarkan çevre yolunda kısmetsizlik, ta baştan beridir sürüyor. İlk önceleri sahilden geçirilmeye zorlanan duble yol, en nihayetinde gerçek yerini bulduğuna sevinmiştik. Bu kez de tünellerde çıkan jeolojik sorunlardan dolayı uzunca bir süre aksaklık meydana geldi. Bu olumsuzluğa rağmen yine de tüneller, ağır aksak yürümeye devam etti. “Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik” kabilinden yolun bitiş tarihi, Ağustos ortalarında hiç olmazsa bir tünelden olsun trafiğe açılacaktı. Biraz avans da kamuoyu verdi ve Eylül ayı kesin son olacaktı. Ne var ki geldiğimiz nokta, 2013 yılının ilk aylarına sarkacak gerçeği, kucağımıza düştü duruyor. Tabi o tarihlerde de; “göçük oldu, çatlak çıktı, suya kaçtı, çamura battı …” türünde engeller-bahaneler ortaya çıkmazsa. Bunca zamandır çevre yolundan yoksun olan Ünyeliler kan olarak çok bedel ödediler. Stresli ve bol ölümlü trafik kazalarına bir müddet daha katlanacağız demektir. Alışkınız… Aslında buradaki sakatlık ta baştan geliyor ve ülkenin genel bir sorunudur da. İş bitirici kodaman bir firma söz konusu ihaleyi alıyor, sonra bunu alt taşeronlara tekrar ihale ediyor. O taşeron da ayrıca havaya giriyor ve bir alt durumda ki aracı taşeronlara da ihale ediyor. Hani bir söz var ya, “İt İt’e buyurmuş, İt kuyruğuna…”. Kuşkum yok ki, yasal mevzuatlar yüklenici firmalardan daha çok, devletten-milletten yanadır ancak, gecikiyor olmasının bedelini halk çekiyor. İflas eden firmaların ayıklanıp, yeniden batacak firmalar bulunacak olmasının üzerinden de hayli bir zaman geçiyor. Çünkü atılan her adımın bir çuval dolusu “mevzuat” kısmı olacak. Gittiydi, geldiydi, itiraz süresiydi… ancak nihayete erebiliyor. Benim asıl merak ettiğim husus hep başka; yol yapımının durması, sorumluluk sahibi Ünye idarecileri için, “ŞOK” bir durum olması gereğidir. Şaşkınlıktan dumura uğramaları kaçınılmaz olmalıdır. Ellerinin ayaklarına karışması gerekir. Mahcubiyetten insan içine çıkamamaları fıtrat gereğidir. Mutat olarak her ne yapıyorlarsa, (Ramazan şenlikleri, feshane açılışları, gazlı fenerler uçurulması gibi…) o an bunları bırakıp, acilen toplanmak, çözüm aramak, işi çözecek resmi kurulları ayaklandıracak çalışmalara girmeleri gerekmektedir. Zira kamuoyu taşeronu, firmayı, tüneli, şunu-bunu bilmez. Yolun bitip bitmediğiyle ilgilidir. Ve bunun hesabını da, cevabını da söz konusu ekâbir takımından isteyecektir-hakkıdır. Ama onlar ne yapıyor? Filanca televizyonda Başkan konuşma yapacak, filanca kanalda Ticaret Odası başkanı kameraya el sallayacak, boyuyla arzı endam edecek. Sakın kaçırmayın, mutlaka izleyin-izlettirin. Diyarbakır’da halanıza, Erzurum’da dayınıza haber verin. Üstelik çok mühim bir iş yapıyorlarmış gibi cep telefonlarına da günde on posta mesaj atmayı da unutmuyorlar. Eh, Ünye idarecileri böyle duyarsız olursa (ki sokaktan öyle görünüyor) taşeron firmanın işçileri de bir zahmet işi bırakacaklardır. Kel başa şimşir tarak…

 

Yorum Bölümü