Son Fasıl

Sayın R.Tayyip Erdoğan, bundan birkaç yıl önce ilk hedeflerinin; 2023 tarihi olduğunu ve buna uygun projelerini anlatmıştı.
Belirttiği tarihin önemi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’cü yılı olmasıydı.
Geçtiğimiz haftalarda yapılan Ak Parti’nin büyük kongresinde de, Başbakandan daha anlamlı bir söylem çıktı.
“Bundan sonraki hedef; 2071 yılı” dedi.
Bu tarihin dikkat çekici yanıysa, Türklerin Anadolu kapısından giriş yapıp, bu toprakları vatan ettiklerinin 1.000’ci yılı olmasıdır.
Büyük düşünenlerin vizyonları ve istikametleri de doğal olarak büyük oluyor.
Hakkını teslim edelim, Başbakanın yaptığı mesailerinde tüm çabaları bu minvalde seyrediyor.
Tamam, haddimizi bilelim ve Türkiye istikametine fazla bulaşmayalım.
Ülkeyi idare eden siyasiler ve kurumlar ellerinden geleni yapmaya devam etsinler.
Peki, Ünye için ne düşünüyoruz?
Ünye şehrinin ahalisi için ne gibi bir istikametimiz var?
Vizyonumuz nedir, varmak istediğimiz yegâne hedef neresidir?
Polisler devriye gezsin, resmi daireler evrakları takip etsin, evlerimizde sular aksın, çöpler toplansın, yollarda oluşan çukurlar kapatılsın yeter mi?
Sahi Ünye’nin gelecekle ilgili kaç yıllık hazırlığı var?
Ünye şehrinin idarecilerinin aklında 10 yıllık bir plan var mı? (yalan konuşmak yok ama!)
Yoksa şimdiye dek olduğu gibi, bundan sonra da en uzak hedef “5 yıl”la mı sınırlıdır?
Atanmayı, Aday olmayı, Seçilmeyi düşünen insanların herhangi bir hazırlığı var mı peki? (internetten bedava indirilen paket projeler hariç!)
Gerçi her şeyi idarecilere yüklememek lazım, bu vizyon beklentisini öncelikle halkın talep etmesi gerekiyor.
İtiraz etmeyi, şikâyetçi olmayı, yanlış yapıyorsun demeyi bilmek zorundayız.
Bir dakika kardeşim, sen ne anlatıyorsun? Hangi çağdayız, bunu çocuklar bile yapar diyebilecek kabiliyette miyiz?
(Bizim, birey olarak hedeflerimiz varsa bu soruları sorabiliriz tabi!)
Hani Peygamberimiz bir hadisinde diyor ya; “siz nasılsanız öyle idare edilirsiniz”.
Ülkeyi oluşturan şehirlerdir, şehirleri anlamlı kılanlarda hiç kuşkusuz içinde yaşayanlarıdır.
O halde Şehrin insanları yüksek sesle vizyon ve misyon sahibi insanlara yönelmesi gerekiyor.
Eğer mevcut işleri devam ettirecek bir anlayışa fit olunacaksa, bunun için Vali, Kaymakam veya Belediye başkanına gerek yok çünkü mutat işler, birim-daire amirleri eliyle rahatlıkla yürütülüyor.
Makam sahibi olanların yegâne farkı, değişik çözümler, tarzlar, yaklaşımlar olmalıdır.
Uzak bir düş gibi görünen, oysa aslında çok farklı güzellikler yakalanabilecek zamanlar heba olup gitmiyor mu sizce?
Yoksa hepimiz kendimizi zamanın akışına teslim mi etmeliyiz?
Münir Nurettin Selçuk ne güzel yazmış, “Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç, bu son fasıl ey ömrüm, nasıl geçersen geç…”

 

Yorum Bölümü