Nadide Sultan

NADİDE SULTAN

8 Mart dünya kadınlar gününü el birliği ile kutladık.

Pos bıyıklı, yumurta göbekli, kimi kel, tıknaz boylu, yerden bitme kılıklı, kara kuru herifler ağızları sulanaraktan bu kutlamaya başrollerde bulunaraktan eşlik ettiler.

Hani o değil de ben kadınları anlamakta da zorluk çekiyorum.

(Tamam, anlayamamam gayet normal bir şey de..!)

Sanki kadının bir yılın 365 günün de değil de 1 günlük önemi varmış gibi olmuyor mu? 

Eğer böyleyse neden onlar da bu kutlamaya taraf oluyorlar ki?

(Ki bu anlayışa tepki olarak protesto etmeleri gerekirken!)

Hadi bu iyi ve güzel bir şeyse neden dünya Adamlar günü yok?

(Erkeklerde bu ödeve çalışsınlar,  hadi bakalım!)

Geçen yıl Nadide Sultan gelmişti. Hani şu Konyalıdan başkasına bastırmam diyordu ya…(Türkü türkü…)

Beyaz, fiyonklu ve ponpon kıyafeti ile şuh bir hava da püfür püfür estirmişti.

Ve Nadide sultan kadınlar için bir idol oluvermişti.

Hemide çelenk-çiçek bile aldı. (Hayranlarından!)

Ülkemizin her yerinde bin bir türlü eğlenceler, konserler, sular seller gibi içkiler eşliğinde bu mühim gün ihya edilmiştir.

(Aferin)

Hiç kuşkusuz insanoğlunun her türü kutsaldır ve çok önemlidir.

Ama ben asıl gününün kutlanması gereken başka kadınlarımızdan yazmak istiyorum.

Geçtiğimiz yıl Akkuş ilçesinden bir askerimiz PKK tarafından şehit edilmişti.

Cenaze merasimine katılan annenin fotoğrafı öyle bir ibretlik fotoğraftı ki, insanlığımdan o an utanmıştım.

Kadıncağız fakir. Ayağındaki ayakkabı naylon lastik ve çamurluydu.

Üst baş zaten fukaralık akıyordu.

Yine de o haliyle bu ülke için evladını feda etmişti.

İşte kutlanıp baş tacı edilecek kadın o anneydi.

Özürlü, özellikle de spastik özürlü çocukların hep anneleri var.

İşte o anneler ölünceye kadar bakıma kesinlikle muhtaç olan evlatlarına; “sen eksiksin, beni yoruyorsun, özürlüsün” demiyorlar.  

İşte eli öpülesi kadınlar onlardır.

Birçok ailede evin erkeği sorumsuzca yaşam tarzını benimsemiştir.

Birahanelerde, kumarhanelerde, pavyonlarda, spor lotosundan at yarışlarına kadar şans oyunları oynanan yerlerde genellikle evin erkekleri vardır.

Yani evini, ailesini, işini ve aşını terk edip o tür batakhanelerde sürterler.

Evin kadıncağızı da yuvamız yıkılmasın, çoluk çocuk sokakta kalmasın diye üç kuruşa iş bulabilirlerse fabrikalarda çalışırlar.

Daha olmadı zengin hanımların süslü evlerini temizlemeye giderler.

İşte bu kadınlar müzeye konup nadide eser diye korunması gerekenlerdir.

Üniversiteyi kazanan kızlarımız var.

Rektör beyefendiler,  inançları gereği kapattıkları başlarını zorla açtırmak ister.

Onlar ideallerinden taviz vermemek için gerekirse okulu okumayıp tahsilsiz ve dolayısıyla işsiz kalmayı kabul ederler.

Oysa hiçbir erkek için böyle bir yaptırım söz konusu olmamıştır.

Gerek sakal, gerek kıyafeti için hiçbir erkek dışarı atılmamış eğitiminden derdest edilmemiştir.

Ama bu kızlar için şiddet dahi vardır.

İşte bu kızların her biri yılın-yılların kadınıdır.

Bu örnekler daha binlerce kez verilebilir.

Oysa günümüz sırtlan medeniyetinde kadının yeri bellidir.

Onlar reklamların ana temalarıdır-mallarıdır.

Tüm tüketim ürünlerinin tanıtım piyonlarıdır.

Her dönemin maskotlarıdır.

Plastik su borusu reklamlarında bile kadının cinselliğine vurgu yapılır.

Genelevlerde, pavyonlarda ve hatta lüks kumarhanelerde binlerce kadına cebri kölelik yaptırılmaktadır.

İstemediği kocadan ayrılmak isterse en şiddetli darp’a yine aynı kadınlar maruz kalmaktadır.

Arkadaşlar; kadınlar gününün olması zaten saçma bir şeydir.

Buna rağmen yinede kutlayacaksanız kutlayın ama doğru insanlarla ve doğru metotlarla…

 

Yorum Bölümü