Mikrofon

MİKROFON
Bu günlerde seçimler dolayısıyla meydanlar oldukça hareketli.
Adaylar hummalı bir çalışmayla gecelerini gündüzlerine katıyorlar.
Ve bazen zaman yetmiyor aksayan çalışmaları ertesi günde kaza ediyorlar.
Tabi bu çalışmaların en önemli aksesuarı mikrofon.
Cazgırlar tarafından tantanalı bir şekilde takdim edilen bay aday başlıyor vaatlere.
Konuşma heyecanına dinleyicilerin alkışlarıyla verdiği gaz da eklenince adaylar kontrolden hepten çıkıyor.
Bu kez vaatlerin yerini atmalar alıyor.
O kadar destursuz savurmalar var ki, “Hadi canım sende! Bu da olacak şey mi?” sorusu da beraberinde geliyor.
-Biz memur ve emeklileri uçuracağız!
-Biz tüyü bitmemiş yetimlerin tüy çıkarmasını sağlayacağız.
-Biz herkese maaş vereceğiz! (Cumhuriyetin darphanesi var paso para bascek)
-Biz mazotu bedava vereceğiz. (Çünkü Cüri deresinden bedava petrol akıyor.)
(Bakınız; Irmak akar Türk bakar)
-Biz herkese bedava sağlık hizmeti ve bedava ekmek arası köfte ısmarlayacağız. (Angus etinden)
-Biz var ya biz, hele bi gelelim görün bak… (Dünyanın kaç bucak olduğunu)
-Biz sev beni, seveyim seni diyeceğiz. (Kiss me)
-Biz devleti eşkıyaya teslim etmeyeceğiz. Onları geldiği yere geri göndereceğiz. (Orası neresi?)
-Biz bu ülkeyi böldürtmeyeceğiz. Orta Asya’dan savaşa savaşa geldik. (Onlar o aralar kavun-karpuz yetiştiriyorlardı)
-Biz kimseyi özel hayata karıştırtmayacağız. (Benim zamparalığımdan size ne kardeşim?)
-Biz Elektrik borçlarını sıfırlayacağız. (Öbür enayiler ödesin dursun işleri ne)
-Biz herkese eşitlik vaat ediyoruz. (Başörtülü ve imam hatipliler hariç)
-Biz atma Recep din kardeşiyiz diyeceğiz. (Biz atabiliriz çünkü adımız hıdır)
Buna benzer bir sürü atmalar var ki sayfamız dar yazamıyoruz.
Fakat en kısır olan konuşmalar şu tarzda yapılıyor ki hiç tadı yok söyleyeyim.
Biz ne dedik? Ebele hübele…
Onlar ne dediler? Hö!
Biz o zaman ne söyledik! Hehehehe… (Şak şak şak…)
Sırf konuşmuş olmak için fazladan söz sarf edenlere de önerilerimiz var.
Kendinizi kasmayın! ve kendinizi çok laf söylemek zorunda hissetmeyin.
Unutmayın ki sizden başbakan falan olmayacak.
Ülkeyi idare eden heyetin içerisinde de olmayacaksınız.
Sadece yerel söylemlerde bulunmalısınız. Ordu’nun ihtiyaçları bellidir.
Ünye’nin, Fatsa’nın ve diğer ilçelerin acil öncelikleri orta yerdedir.
Siz aklınız kesiyorsa ve olabilme ihtimali varsa olabileceğini, olmuyorsa nedenleri ile birlikte olamayacağını söyleyin.
Bu aziz millet sizi o zaman daha iyi anlayacaktır.

 

Yorum Bölümü