Hoparlör Terörü

HOPARLÖR TERÖRÜ…
Küçük şehirlerde ahaliye ulaşmak için yegâne araç; ilân hoparlörleridir. Türkiye’nin tüm orta ve küçük ölçekli kentlerinde vardır ve vazgeçilmezdir. Hoparlörler cenaze, sosyal ve kültürel etkinlikler, siyasi duyurular, belediyelerin özel ilânları ve bazen de olağanüstü durumlarda aracılık ederler. Yapılan ilânlar anında karşılığını bulur, pek iyi bir şeydir.
İcat edenin canına rahmet olsun…da, birçok şehirde olduğu gibi Ünye gibi kabak tadı verenler hariçtir. Bizimkiler duyurmaktan ve haber vermekten çok, kafa şişirmeye yarıyor. Daha doğrusu yetkililer böyle olması için çabalıyorlar. Öyle berbat örnekleri var ki; “Bugün medarı iftiharımız şehre giriş yapıyor, haydin, ne duruyorsunuz, Akçaya karşılamaya gitmiyor musunuz?” Özellikle belediyenin verdiği hizmetlerin bedellerini tahsil etmek isterken yaptıkları ilânlar yok mu? “Su borcu, emlâk beyannamesi, belediye dükkân kiraları, oda aidatları vs…” İşin en berbat yanı, ilân birimi belediyeye ait olduğu için, kanırta kanırta elli defa tekrarlamalarıdır. El onların bey onların, diledikleri gibi cırmalıyorlar. El insaf, biraz merhamet etmez misiniz? Çocuğu olanı var, yaşlısı var, gece çalışmış gündüz uyuyanı var, hastası var, işyerinde çalışanı var… İlân yapılacak her duyuru elbette önemlidir fakat buna bir ayar getirilmesi gerekmiyor mu? Bir kere, her şeyi anons etmek şart mıdır? Kandillerde, siyasilerin ziyaretlerinde, spor faaliyetlerinde anons yapmanız çok mu gerekli? Hadi yaptınız, bunu onlarca kere tekrarlamak Allahtan reva mı? Bu ilânlar; acil kan ihtiyacı, kayıp, kültürel etkinlikler, cenaze, olağanüstü durumlar için yapılması gerekmez mi? Cenaze ilanı yaparken tüm aile soyağacını saymaya ne gerek var? Köy camisinin minaresinden salah mı veriyorsunuz? Bununla kalsa yine iyi, “filancanın cenazesi var”, bunu anladık, fakat mevta ekâbirden biriyse devamı geliyor; “Filancanın cenazesini şimdi evine almaya gidiyoruz…”. Biraz sonra; evden yola çıktık camiye geliyoruz haberiniz olsun”. Yine ardından; “Camiden de çıktık, mezarlığa doğru yürüyüşe çıktık, yetişin”. Bu ilânlar defin bitene kadar tekrarlanıp duruyor. Bazıları da kandillerde ölüsüne dirisine iki kilo şekerle mevlit okutuyor. Allah kabul etsin. Birkaç defa; “filanca camide mevlit okunacak haa” diyerek ilan vermeye ne gerek var? Hem niye sürekli tekrarlanır? Duyurdunuz bitti. Gelecek olanlar geliyor, gelmeyenler de zaten gelmeyecek ki. Her kandil gecesinde sandalyeciler odasından, ihtiyar heyetine kadar kutlama mesajlarını yayınlamak saçmalık değil mi? Ordu’da ki parti başkanı Ünyelilerin kandilini niçin kutlasın? Neden hoparlörlerle bunları anons ediyorsunuz? Bu gürültü kirliliğinin daniskası değil midir? Aslında böyle manüel ve sesli ilân işi ilkel bir anlayıştır. “Marjinal Belediyecilik Tezleri” kitabımda yazdığım gibi bu işin doğrusu; Şehrin ana arterlerinde noktalar belirlenmelidir. Buralara abartılı olmayacak büyüklükte, yağmurdan ve diğer meteorolojik etkenlerden etkilenmeyecek ekranlar yerleştirilmelidir. Üzerlerine mobese kamera bile konabilecek olan bu ekranlarda; Cenaze, siyasi çalışmalar, bayramların, kandillerin ve önemli günlerin kutlamaları, kültürel etkinlikler, spor müsabakaları, kan ihtiyaçları hatta düğünü ve sünnet merasimleri olanların bile ilânları, yazılı olarak bütün gün sürekli gösterilebilir. Emin olun hem daha etkili ve hem de daha ekonomik olur. Uç noktalarda yine hoparlörler olmalı tabi. Fakat en kısa zamanda da oralarda önemli noktalara koymanız şartıyla. Üstelik bunlarda ara sıra spot halinde reklâm bile verebilirsiniz ki, bu da yapacağınız masrafların karşılanması demek olacaktır. En gürültüsüz tarafından bayramınızı kutluyorum…

 

Yorum Bölümü