Bi Rahat Bırakmaz mısınız?

Cep telefonları icat olalı, emperyalistlerin işi daha da kolaylaştı.
Tüketimi artırmak, daha çok harcatmak ve en nihayetinde sokaktaki bizleri daha fazla soyabilmek için ellerinden geleni ve gelmeyeni gözlerimize sokar oldular.

Yapılan araştırmaların sonucunda; en az unuttuğumuz eşyanın cep telefonu olduğu bilinen bir olgu. Bu da telefonların sürekli yanımızda olduğunu gösteriyor. Sömürücüler, bu gerçeğin bizden daha fazla farkında olduğu için sürekli araştırma yapıyor ve biz tüketicilere her an, her yerde beklentilerini dayatabiliyorlar.

Bu türden zorlamaları daha önceden sadece televizyon ve radyo marifetiyle yapıyorlardı.
Söz konusu cihazların inisiyatifi bizim elimizde olduğu için dilediğimiz zaman bakıyor, dilemediğimiz zaman kapatıyorduk.
Fakat ne yazıktır ki cep telefonunda bunu yapma seçeneğimiz yok.

Her şey kredi kartlarıyla başlıyor (size önce parayı buluyorlar).
Kaldırım başlarında, cep telefonlarından davetlerle, banka personelinin bohçacı işportacılar gibi kapı kapı dolaşıp kart satmaları sonucunda gırtlağımıza kadar birçok adet kart’landırılıyoruz.

Sonra cep telefonları cihazlarıyla, binbir çeşit kontör kampanyalarıyla, size ulaşılması sağlanılıyor (kaçarınız yok!)

Ardından başlıyor; “Kazıkbanktan bedava kredi, TC numaranı yaz, kredin hazır!” (almazsanız güceniriz!)
“Feşmekân markette göz yakmayan sabun çok ucuz ve hem çok köpüklü!”
“İlk beş ay bedava ADSL bağlantısı var, bekleme yapma, hemen gel!” (sonraki aylarda nasılsa ciğerlerinizi sökeceğiz!)
“Atma Recep Soylu mağazasında buzdolaplarında kampanya başladı, bugün al, bir ara ödersin!” (aramızda paranın lafı olmaz).

Bu tür çalışmalara bazen devletin de katkısı olabiliyor; “Alın-verin, ekonomiye can verin!”

Bankacılar, özel sigorta kurumları her gün piyasadalar ve sürek avındalar. “Yangın sigortası, bireysel emeklilik, ölüm-kalım sigortası, tekerine çomak batma ihtimaline karşı sigorta…”

Benzinlikten benzin alacaksınız; görevli önce o akaryakıt firmasına ait bir kartınızın olup olmadığını soruyor. O kadar çok kampanyası var ki, sanki benzin bedava alınacak zannedersiniz.
Eğer yoksa size acıyarak bakıyor ve zoraki de olsa istediğinizi yerine getiriyor (tabi kampanyasız).
Allah korusun, eğer benzinlikte tuvalete falan girecekseniz işiniz daha da zor. Marketin içinde tam ortasından tuvalete kapı açılıyor.
Milletin yanından utana, sıkıla gidiyorsunuz. Rahatlamış olarak döndüğünüz için de, önünden geçtiğiniz reyonlardan bir şeyler almanız gerekiyor (ihtiyacınız olmasa bile!).
Bu türden tuzaklar büyük marketlerde daha fena.
Onlarda giriş kapısından bir girdiniz mi, çıkmak için bütün zerzevat, gıda vs. reyonlarını tavaf etmeniz gerekiyor (sıkıysa bir şey almayın bakalım!)

Cep telefonlarının emperyalist istismarlarından başka kullanım alanları da var.
Belediye, sivil toplum örgütleri, otomatik müşteri temsilcileri, siyasi partiler ve daha niceleri sizi telefonunuz aracılığıyla sürekli taciz ediyor.

“Liderimiz bugün kereste fabrikasının açılışını yapacak, hepiniz davetlisiniz!” “Belediye başkanımız, topluca “ucundan azıcık” sünnet törenine sizleri de çağırıyor”
“Ticaret odası aidatını ödemeyenler için son gün; üç ay sonra, aman unutmayın ha!”

Tamam, emperyalizmin ana ilkesi; daha çok sömürmek üzerinedir ancak, bunun bir ölçüsü olması gerekmez mi?
“İnsaf” denen şey semt adı bile olamayacak kadar düşük bir kavram mı?

Daha açık soralım; neden sizler, bizi 24 saat boyunca sürekli taciz ediyorsunuz? Siz hasta mısınız? Yoksa bu basit tuzaklara düşen bizler zekâ özürlü müyüz?

 

Yorum Bölümü