Atış Serbest

ATIŞ SERBEST

Genel seçimlerde milletvekili listelerine girebilmek için aday adayları hummalı bir çalışma temposuna girdiler.

Her türlü iletişim araçları ile meramlarını anlatmaya çalışıyorlar.

Bu tür siyasi çalışmanın en önemli unsuru “slogan” kısmıdır.

Öyle sloganlar var ki, insanların koşarak “bizleri çabuk idare et” diyesi geliyor.

“1 milyon turist getireceğim” diyor birisi.

Adam TURSAB başkanı demekki.

Birisi daha mantıklı ve doğru sözler söylüyor.

“Yeni bir anayasa yapılacağı için TBMM önemli bir dönemece girecek.

O yüzden aday adayları çok dikkatli olmalıdır”

Tabi o adayımız bu yükü kaldıracakmış gibi poz veriyor.

Yine iddialılardan birisi “AB için her şey hazır” diyor.

Hele bi seçilsin şıppadanak Avrupa’dan içeriye kafamızı sokacakmışız.

Gövde de peşinden.

Yine aynı hanım kızımız “siyasete kadın eli değecek” diyor.

Öyle ya, şimdiye kadar bu işi hep erkekler berbat etti.

Ama bu atıcıya birisi hatırlatmalı ki, aday olduğu partinin genel başkanı erkek.

Hem de kazak tarafından.

“Yeniden büyük Türkiye” diyor birisi.

Sanki kendisini Cumhurbaşkanı seçiyorlar.

En ilginci de şu; “Yolsuzluğa ve yolsuzluklara son vermeye geliyorum”

Bu sloganı atan zevatı muhteremin sorumlu olduğu kurumun halen daha fındık üreticilerine trilyonlarca borcu duruyor.

Ne yazık ki Türkiye de yapılan ve seçilirseniz sizlerinde yapacağı siyaset bellidir.

Meclis toplantılarında grup başkanınız el kaldırınca kaldıracak, indirince indireceksiniz.

Herhangi bir yasa üzerinde çalışırken parti idarecilerinin dediğini yapacaksınız.

Eğer siz “bu benim anlayışıma ters bir yasadır, ben bunu kabul etmiyorum” derseniz ilk fırsatta parti disiplin kuruluna verilip atılacaksınız.

Sonra Mesut Yılmaz gibi kıyıda köşede Hasan ağanın ÇİP’i olup pineklersiniz.

Meclise gelecek olan hemşerilerinize bol çay ısmarlayacaksınız.

Onların tayin türünden işlerine bakacaksınız.

Belediyelerin projelerini takip edeceksiniz.

Devletin icra bakanlıklarının bölgenizde yaptığı inşaatlara ara sıra uğrayacaksınız.

En fazla kafanızda bir baret olacaktır.

Bunun haricinde sizi kimse tınmayacaktır.

Öyle attığınız sayıda turist falan getiremeyeceğiniz gibi, söz konusu turist yabancı dil bile bilmediğinizi görünce gerisin geriye kaçabilecektir. 

Sizlerin ne ihracattan, ne istihdam yaratmaktan, ne milli eğitim, ne Libya-Irak-Afganistan gibi uluslar arası konulardan haberiniz dahi olmayacaktır.

Ne yazık ki bu ülke de aday adayı olanların en büyük eksikliği bir aynaya sahip olamamalarıdır.

1-Ben ne iş yapıyorum? Yaptığım işte başarılı mıyım? Verdiğim emek insanlığa mı yoksa sadece nalıncı keseri gibi bana mı yontuyor?

2-Benim entelektüel donanımım nedir? Neyi başarmışım? Ne icat edip hangi tür bir yenilik başlatmışım?

3-Kitap okuyor muyum? Dünyadan haberim var mı? Hangi yabancı ülkeyi gezdim?

4-Herhangi bir yabancı dilin tamamını değilse bile hiç olmazsa tarzancasını biliyor muyum?

5-Siyasi, bürokrasi, akademisyenlik tarzında bir görevde isem sorumlu olduğum alanlara ve insanlara ne tür farklılıklar kazandırabildim?

Türkiye’yi idare etmeye niyetlenenlerin bu soruları kendilerine sorması gerekmektedir.

Sormazlarsa eskaza şans eseri seçildiklerinde, o şerefli kürsüde yemin ederken iki cümleyi önünde kâğıda bakarak ve ara sıra tekleyerek okuyabileceklerini göreceksinizdir.

Ha, yok eğer siz aday adayları sırf paramız var, sahip olduğumuz koltuklar var, hatırımızın geçtiği siyasi büyüklerimiz var, ya da fantezi olsun diye takılıyorsanız o daha kötü.

Çünkü aday olmayı, seçilmeyi, idareciliği hak eden, gerçekten temsil kabiliyeti olan güzel insanlara sebep olmuş oluyorsunuz ki, bunun vebalini ödeyemezsiniz.

 

Yorum Bölümü