Acelemiz Var

ACELEMİZ VAR
Belgesellerde hayvanları izlemişsinizdir.
Sakindirler ve yüz ifadeleri sürekli olumludur.
En vahşi hayvanın bile yüzü asık değildir.
Kaşları da çatık.
Yemlenirken ve su içerken de sakindirler.
Doydukları anda bırakırlar.
Acıkmadıkça da girişmezler.
İnsanoğlu da böyleydi fakat tüketim toplumu olalı beri tam tersi zuhur etmeye başladı.
Şimdilerde sadece Anadolu’nun henüz kentleşmemiş daha kırsal kesimlerinde bu türde güzel insanlar var.
Güneş doğmadan uyanırlar.
Sakin bir ruh hali ile ve sakin adımlarla güne başlar.
Tüm günü sükûnetle geçen taşra insanında yemeğe oturduğunda da aynı davranışı görürsünüz.
Oysa kent merkezlerinde durum tam tersine cereyan etmektedir.
Uyanılır uyanılmaz pantolon merdivenlerde giyilir, gömlek arabalarda iliklenir.
Kravat işyerine girerken ancak bağlanır.
Kahvaltı birkaç saat sonra masanın gözünde dünden kalmış bayat bir poğaça ile savuşturulur.
Tüm hareketler hızlıdır.
Telefon daha ilk zilin yarısında kapılır.
Alo buyurun dedikten sonra hızlı hızlı dinlenir ve hızlı hızlı cevaplanır.
Patron-müdür çağırmışsa koşarak gidilir.
Tuvalet ihtiyacı gelenler mesane keselerinde çatlaklar oluşuncaya kadar direnirler.
Fakat hadesten taharet onlardan daha inatçıdır.
Koşarak tuvalete gidilir.
Ama doludur.
Ritmik tepinmelerden sonra içeride ki de kemerini dışarıda bağlamayı tercih edenlerdendir.
Aceleci familyasındandır o da.
Yarısı ayakta yarısı oturakta görülen def-i hacet mahalli yine aynı aceleyle terki diyar edilir.
Yemek saatinde ayaküstü atıştırılacak yerlere koşarak gidilir ve koşarak yemeğe benzeyen şeylerden yenilir.
Yediği yemek karnına mı yoksa sırtına mı gitmiştir ilerleyen saatlerde midesinde turlamaya başlayan kramplardan belli olacaktır.
Çay-kahve bile hızlı içilmesi için plastik bardaklarla alınır.
Çabucak içilip çabucak çöpe atılması için tasarlanmıştır çünkü.
Sohbetlerde çabukça ve çokça konuşulur. Tabi bir o kadar da boşça.
Hareketler her an muhatabına kroşe indirecekmiş gibi rotalar çizmektedir.
Mesainin son saatinin, son saniyesi vurduğu anda ceket kapılaraktan ve koşaraktan işyeri terk edilir.
Arabamızla eve acele dönülür.
Kırmızı ışıkları icat edenlere her duruşta küfürler savrulur.
Öndeki araçlar en az onun kadar acele etmiyorsa bu küfürlerden onlarda gıyaben nasiplerini alırlar.
Evde çok acele karşılama sohbetlerinden sonra çocuklara lütfedilirse hızlıca okulu sorulur.
Hızlıca ona nasihatler veya azarlar ikram edilir.
Televizyon kanalları o kadar hızlı zaplanır ki, zaman zaman yazılım tıkanır ve donar.
Yatakta ilişkiler de oldukça hızlıdır.
Ve birçok karşıt cins bu ilişkideki hızın farkına bile varamaz.
Aceleci ve hızlı olduğumuz için reflekslerimiz ve tepkilerimiz de aynı oranda gayri insanidir de.
Müsamaha, sabır, iyimserlik, olumlu manada her ne olursa olsun yer ile yeksan olmaktadır.
Oysa birçok olgu ise mümkün olduğunca ağırdan alınmakta ve savsaklanmaktadır.
Özellikle maddi ve manevi borçlar sürekli tehir edilir.
“Bir ara eda ederim”
“Şu sıralar elim sıkışık, yakın zamanda ödeyeceğim”
“En kısa zamanda sana döneceğim”
“Bendeki emanetini yakında sana teslim edeceğim”
“Görüşemiyoruz hayırsız! Bir ara buluşalım” bunlardan bazı açılımlardır.
Neyse, şimdi çıkıyorum haftaya görüşelim.
🙂

 

Yorum Bölümü